ÖZ
Amaç
Bu araştırma, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) görev yapan hemşirelerde depresyon belirtilerinin görülme sıklığını belirlemeyi; depresyon ile bireysel (yaş) ve mesleki (stres düzeyi, iş doyumu) değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeyi; ayrıca Hasta Sağlık Anketi-9 (PHQ-9) ölçeğinin son maddesi aracılığıyla depresyonun günlük işlevsellik üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Gereç ve Yöntem
Tersiyer düzeyde bir hastanede görev yapan YBÜ hemşireleri arasında tanımlayıcı kesitsel bir çalışma tasarımı kullanılmıştır. Veriler, PHQ-9, iş doyumu ölçeği ve algılanan stres ölçeğini içeren yapılandırılmış bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizleri ve ki-kare testleriyle değerlendirilmiş; etki büyüklükleri Cramer’s V katsayısı ile hesaplanmıştır.
Bulgular
Katılımcıların %55,4’ünde orta ile şiddetli düzey arasında değişen depresif belirtiler saptanmıştır. Depresyon puanları ile yaş (r=-0,210, p=0,016), stres düzeyi (p<0,001, Cramer’s V =0,344) ve iş doyumu (p<0,001, Cramer’s V =0,297) arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. PHQ-9’un “fonksiyonel etki” maddesi değerlendirildiğinde, hemşirelerin %36,2’si depresyonun günlük yaşam ve mesleki işlevsellik üzerinde orta-şiddetli düzeyde olumsuz etki yarattığını bildirmiştir (p<0,001, Cramer’s V =0,484).
Sonuç
Yoğun bakım hemşirelerinde depresyon yaygın bir sorundur ve hem bireysel hem de mesleki etkenlerden etkilenmektedir. Depresyonun işlevsellik üzerindeki belirgin etkisi, hemşirelerin ruhsal durumlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesi gereğini ortaya koymaktadır. Erken tanı ve stresle baş etme ile iş doyumunu artırmaya yönelik kurumsal girişimler, hem çalışanların psikolojik iyilik halini hem de verilen bakımın kalitesini geliştirebilir.


